BAŞARI EL ELE KAZANILIR

    ‘Başarı el ele kazanılır’  prensibi ile yola çıkan dershanemiz bu konuda öğrenci-veli - eğitim kurumlarının işbirliği içerisinde olması gerektiği görüşünü savunmaktadır. Öğrenme-öğretme sürecine ilişkin olarak öğrencinin okuldaki ders başarısını artıran en önemli faktör eğitim kurumu-aile dayanışmasıdır. Çocuğun başarılı olmasındaki en başat faktör anne-babanın çocuğun ilgisinin farkındalık düzeyidir. Çocuğun hangi konuda başarılı olabileceğinin ayrımını yapabilen ailelerin çocukları daha başarılı olmaktadır. Öğrenci ailelerinin yanlış tutumu, ilgisizliği, baskısı, sertliği, sevgisizliği ya da aşırı ilgisi gibi durumlar öğrencilerin ders çalışmaktan soğumalarına, korku ve  gerginlik duymalarına ve sorumsuz davranışlara yönelmelerine neden olabilmektedir.   Çocukların eğitimin temellerini attıkları ve okulda aldıkları eğitimi pekiştirdikleri asıl yer evleridir. Anne ve baba olumlu ve olumsuz davranışları ile çocuğu aldığı eğitim konusunda destekler ya da önüne setler çekebilir. Öğretmen tarafından öğrenciye kazandırılacak olumlu bir davranışın anne ve baba tarafından desteklenmesi gerekir. Okul ve aile iki farklı toplumsal yapıdır ve öğrenciye yaklaşımları da  farklı beklentiler etrafında şekillenmiştir. Bu farklı kurumların öğrenci başarısının sağlıklı bir biçimde ve yeterli ölçüde elde edilmesini sağlayabilmek açısından çıkar birliği sağlanmalıdır.     Ailenin çocuk üzerindeki etki derecisi azımsanamayacak ölçüdedir. Çocuğun doğumuyla başlayan öğrenme süreci hayat boyu devam etmektedir. Sağlam atılan temellerle sağlıklı bireyler kazanılabileceği unutulmamalıdır. Çocuğun aile içerisinde kazandığı değerler, geliştirdiği kimlik ve statü; ileride toplum içerisinde kazanacağı değer, kimlik ve statünün belirleyicisi olacaktır. Eğitim ailede başlayıp giderek toplumsallaşan bireyin okul ve akran grubu ile şekillenmektedir. Anne ve babaya düşen en önemli görev çocuğa ilerde görmek istedikleri ve gurur duyacakları eğitimi verebilmektir. Çünkü çocuk ailenin aynasıdır. Aynaya baktığımızda ne görmek istiyorsak onun için çaba sarf etmeliyiz.    Başarılı ve sağlıklı bireyler yetiştirmek için çocuğun evinde ve eğitim gördüğü kurumda istikrarlı davranışların hakim olması gerekir. Öğrenilen olumlu davranışlar aile ve öğretmenler tarafından desteklenmelidir. Veli-öğretmen arasında herhangi bir nedenden dolayı çıkan olumsuz etkileşimin çocuğu da daha fazla oranda ve kötü yönde etkileyeceği unutulmamalıdır. Öğretmen-öğrenci ilişkilerinde aile öğretmeni destekler bir tutum sergilemelidir. Çünkü öğrenciye yansıyan aile ve öğretmen arasındaki kuvvetli iletişim öğrencinin ders çalışma eğilimlerini olumlu yönde etkiler.     Başarı düzeyi bireyden bireye değişiklik gösteren bir olgudur. Aile öğrencinin mesleki seçimi konusunda baskıcı bir tutum sergilememelidir. Öğrencinin kendi yaşıtlarının yanı sıra kardeşlerinin başarısıyla dahi kıyaslanması öğrenciyi motive etmek yerine derslerden soğumasına yol açar. Ayrıca başkalarının başarıları ya da ders çalışma şekilleriyle kıyaslanan öğrenci ailesine olan güvenini zamanla yitirir.Yaşları küçük olmasına rağmen unutmamamız gereken şey çocuklarımızın kişilik haklarıdır.     Çocuklarımızın başarılarını maddi değer taşıyan bir takım şeylerle taçlandırmak yerine onlara göstereceğimiz sevginin daha teşvik edici olduğu da unutulmamalıdır. Yetiştirdiğimiz bireye sergilediğimiz tüm tavırlar tutarlı ve kararında olmalıdır. Aşırıya kaçan her davranışımızın çocukta memnuniyetsizlik, doyumsuzluk yaratacağını bilmeliyiz.   Başarı ve başarısızlık ortak elde edilen bir üründür. Bahsettiğimiz gibi öğrencinin başarısında aile ve öğretmenin etkisi oldukça fazladır. Başarıları arttırmak ve uzun vadede daha yüksek başarılar elde etmek için veli-öğretmen-öğrenci ilişkisini güçlü  bir temele oturtmak gerekir. Çocuklar bizim geleceğimizdir. Geleceğimizin aydınlık olması da bizlerin elindedir.                 CANER KOÇ-FEN DERSHANESİ REHBERLİK SERVİSİ